bu, onların hikâyesi; hayatla anlaşamayan insanların. yaşamlarının içinde eğreti duranların;hayatı, sandalyeye bıraktıkları ceketi her an alıp gidiverecek gibi yaşayanların. onların varlıkları,mekânlara ve ilişkilere tam olarak yerleşmez; yaşamları, tutunacak bir alan olmaktan çok, kısasüreliğine uğranan bir bekleme odası gibidir. kendini sık sık hissettiren ölüm düşüncesi de bir songibi değildir; aksine, bu eğreti hâlin mantıksal devamı gibi sessizce gezinip durur; var olmanınağırlığını ve gitme ihtimalinin hafifliğini aynı düzlemde düşünmeye iten bir duygu ve atmosferyaratır öykülerin içinde.aleyna uçar’ın öyküleri, detaylı bir işçilikle, hep o benzer tanıdıklığı gösteren, tutarlı bir biçimdeinşa edilmiş karakterlerin dünyasından parçalar seçip anlatan metinler. olup bitenden çok, onlarınneyi nasıl hissettiğine odaklanırız. bu öykülerde yazar, aynadaki çatlakların her birini ayrı birnehir yatağına benzeterek anlatır. adımın hiç verilmemiş olmasını dilerim, suskunlukların,yabancılaşılan duyguların ve insan ilişkilerindeki görünmez iktidarın peşine düşen güçlü bir ilkkitap.