Osmanlı tasavvuf hayatında tekkeler, yalnızca manevî eğitim mekânları değil; aynızamanda şehir hayatının dinî, sosyal ve kültürel dokusunu şekillendiren kurumsal yapılardır.Bu çalışma, İstanbul’un önemli Nakşibendî merkezlerinden biri olan Şeyh Murâd BuhârîDergâhını merkeze alarak, bir tekkenin tarih içindeki yerini ve işlevini ele almaktadır. ŞeyhMurâd-ı Buhârî’nin İstanbul’a gelişiyle birlikte teşekkül eden dergâh, kısa sürede belirgin birkimlik kazanarak kurumsal bir yapıya dönüşmüştür. Eserde, dergâhın kuruluşu, şeyhsilsilesi ve irşad anlayışı ele alınmakta; tekkenin Osmanlı toplum yapısı içerisindeki konumuve zamanla geçirdiği dönüşüm, arşiv belgeleri ve dönem kaynakları ışığındaincelenmektedir. Dergâhın, bulunduğu çevreyle kurduğu ilişkiler aracılığıyla şehir hayatınınsosyal ve kültürel yapısında etkin bir rol üstlendiği ortaya konulmaktadır. Şahsiyetler vekurumlar üzerinden yürütülen bu anlatım, tasavvuf tarihinin somut bir merkez üzerindenokunmasına imkân sağlamaktadır. Şeyh Murâd Buhârî Dergâhı’nı konu alan bu kitap,Anadolu’da Nakşibendî-Müceddidî geleneğin Murâdiyye anlayışı çerçevesinde kazandığıözgün yorumu takip etme imkânı sunarken; dergâhın yetiştirdiği ilim adamları, sanatkârlarve devlet ricâli üzerinden Osmanlı tasavvuf geleneğinin toplumsal ve entelektüel etkisini degözler önüne sermektedir. Bu yönüyle eser, Osmanlı tasavvuf geleneğini tarihî süreklilikiçinde anlamak isteyen araştırmacılar ve konuya ilgi duyan okurlar için bütüncül bir çerçevesunmaktadır.